29 Ocak 2014 Çarşamba

MAARİF MESELESİ

     

(yüz yıl geçmiş üzerinden, ama neredeyse kafa aynı kafa, her yerde aynı köhnemiş kadrolar, değişime direnen bürokrasimiz, şu günlerdeki sıkıntılarımızda yine aynı kafalar yüzünden işte)

….
şu son asırda maarifsizlik yüzünden ahval islamın uğradığı zarar ve ziyan milyarları geçer.
kabahat kimde? biz köylüler aç ve biilaç kaldığımız zaman bile maarif vergimizi vermiyor muyuz?

bu vergiler ne oluyor? köyümüzde ne mektep, nede bir hoca var. maarifin köy mektepleri hatta en büyük şehirlerimiz de bile ya mezarlık kenarında, ya ahır üstünde tesis ediliyor. köyümüzün böyle harap bir mektebi var. maaşını köyümüzden verdiğimiz halde mektebimiz ne kadar aylardır hocasız kalıyor!

muallimin iktidarını sormayınız! yeni kitapların düşmanı, çünkü zavallı esasen bir şey bilmiyor ki kitabı talim ide bilsin. vakitle her hangi bir eski kitabı ezber ettiyse onu okutup duruyor. muallimin şu haline bakıp da esef etmeyiniz. esasen maarif nezareti de bütün yeniliklerin düşmanı kesildi. maarif nezaretine gittiğiniz dört senelik meşrutiyetinden sonra ve kaybolan terakkiyi sorunuz. bak ne cevap verecekler, bir defa olsun kitap cetvelini isteyiniz. meşrutiyette ortada ne gibi kitap bildirirlerse onu ilan ediyorlardı. ondan sonra bir kaç mualim, bir kaç kitapçı harıl harıl çalışarak yeni ve güzel mektep kitapları bastılar. fakat maarif dört senedir tetkik ediyor, kitapları hala mekteplere kabul ettiremediler.
…sayfa 12

Tüccar zade İbrahim Hilmi

Zavallı milletimiz 

27 Ocak 2014 Pazartesi

ZAVALLI MİLLET

ZAVALLI MİLLET
FELAKETLERİMİZİN SEBEBLERİ

Yazan

Tüccar Zade İbrahim Hilmi

islam ve askeri kütüphanesi

İstanbul

HİCRİ: 1230/1815


bir kaç söz 
...
Biz Osmanlılarda artık kendimizi bir takım yalan ve safsatalarla aldatmaktan vazgeçerek
hakikati bütün çıplaklığı ile  kabul edelim. Her kim aleni hakikat için uğraşıyorsa ona destek olalım. Biz Osmanlılar asırlardan beri hakikatten korktuk. birbirimize düşündüğümüz gibi değil, menfaatimizin iktiza ettiği gibi ifadeyi meram ettik.hükümetimiz ise daima hakikatten
korktu. abdulhamit hakikatin en büyük düşmanı idi. sonra idareyi meşrutiyet de hakikati bilmek istemedi, söylenenleri anlamaya çalışmadı.

........kimse düşündüğünü yazmadı söyleyemedi hakikati daima perde-i riya ile örtmeye çalıştık! bunun için ne kendimizi, ne milleti ne de milletin kuvvetini, ordusunu öğrenebildi! gazetelerimiz başta olduğu halde hükümetle beraber daima kendimizi dev aynasında gördük. hakikate için için vakıf olanlar ...sukut ettiler. sukutlarını ihlal itseler vatana ihanetle,....s4s1 iftira ile itham olunmak muhakkaktı.balkan harbi mahiyetimizi tamamen meydana koyduğu için artık hakikate karşı durmak, güneşin ziyasını maniye kalkışmak demektir.

hükümetimiz bundan sonra neşir hakayık 1 için çalışanlara katiyen mani olmamalıdır. hükümet hakikati aleni edenlere karşı ne kadar bitaraf, ne derece lakayıt kalırsa millet nazarında o nispette büyür.

eğer idareyi hamid 1293 felaketini bütün hakikatiyle o vakit halka neşir ettirseydi, tabi olarak o acı ve elim günlerinden pek çok ibret alınır, millet bu günkü zillete düşmezdi.eğer biz balkan felaketlerini de unutup, izzeti nefsimize ve vakarına dokunacak diye hakikati gizlersek, yazmazsak, geleceğimize daha büyük felaketlere hazırlamış oluruz.

hükümet bütün itiraza, şikayete göğüs germeli millet de her türlü hakiki neşir edeceklere zahir  olmalıdır. Almanlar 1806 felaketinden Fransızlar 1870 hezimetinden sonra neşir ettikleri hakikatlarden ders alarak kendilerini toplayarak yenilendiler.

on altı seneden beri şu milletin menfaatine gayrette bulunan şu aciz kitapçıda balkan harbi felaketlerinin sebeplerini neşir etmeğe azim etmiş bu hususta manen ve nakden her türlü fedakarlığa hazırlanmıştır.

(kütüphaneye intibah) name altında neşr ideceğim bu gayretten ticari hiç bir menfaat beklemeden taba olunacak eseri sermayesine satacağım. ...

…..,
(sayfa 1-7 aralığı)

DEVAM EDECEK